Poli (etilen 2,5-furandikarboksilat) (PEF) mısır, şeker kamışı gibi tarımsal ürünlerden elde edilen şekerler ve diğer bitki bazlı malzemeler de dahil olmak üzere yenilenebilir biyo bazlı hammaddelerden elde edilir. Bu biyo-bazlı köken, PEF'i, fosil yakıtlardan türetilen PET gibi geleneksel plastiklere kıyasla potansiyel olarak daha sürdürülebilir bir malzeme olarak konumlandırıyor. Biyolojik olarak parçalanabilirlik açısından PEF'in belirli koşullar altında geleneksel plastiklere kıyasla üstün parçalanma özellikleri sergilemesi bekleniyor. Malzemenin furan dikarboksilat (FDC) birimlerine dayanan kimyasal yapısının, doğal ortamlarda daha verimli bozunmaya izin verdiğine inanılıyor. Ancak PEF'in gerçek dünya koşullarında (deniz ve kara ortamları gibi) biyolojik olarak parçalanabilirliği daha kapsamlı araştırmalar gerektirir. Mevcut çalışmalar, PEF'in endüstriyel kompostlama koşullarında biyolojik bozunmaya karşı daha duyarlı olabileceğini, ancak açık ortamlardaki (örneğin okyanuslar veya çöplükler) davranışının hala araştırıldığını göstermektedir. PEF'in parçalanması birkaç yüzyıl sürebilen PET'ten daha hızlı bozunabileceği tahmin ediliyor.
Genel çevresel ayak izinin azaltılması söz konusu olduğunda PEF üretiminin birçok avantajı vardır. PEF, biyo bazlı monomerlerden sentezlendiğinden, üretim süreci, çevre kirliliğine ve iklim değişikliğine önemli bir katkıda bulunan petrol bazlı hammaddelere bağımlılığı azaltma potansiyeline sahiptir. Biyo bazlı hammaddeler genellikle büyüme aşamaları sırasında karbon yakalar ve bu da PEF'in üretim süreci sırasında üretilen karbon emisyonlarının bir kısmını dengeleyebilir. Sonuç olarak PEF'in karbon ayak izinin, fosil kökenli etilen glikol ve tereftalik asitten yapılan PET'inkinden daha düşük olması bekleniyor. Araştırmalar, PEF üretiminde yenilenebilir kaynakların kullanımının sera gazı emisyonlarını azaltabileceğini ve potansiyel olarak daha sürdürülebilir malzeme döngülerine katkıda bulunabileceğini gösteriyor. Ancak çevresel etki, arazi kullanımı, su tüketimi de dahil olmak üzere ham madde tedariki için kullanılan tarımsal uygulamalar ve polimerizasyon sürecinin enerji yoğun doğası gibi faktörlere bağlıdır. Bu unsurlar, özellikle büyük ölçekli endüstriyel üretimde PEF'in net çevresel faydalarını etkileyebilir.
PEF'in başlıca çevresel faydalarından biri, PET'e benzer şekilde geri dönüştürülebilme potansiyelidir. PEF'e yönelik geri dönüşüm sistemleri hâlâ başlangıç aşamasındadır ancak PEF'in, en azından benimsenmenin ilk aşamalarında mevcut PET geri dönüşüm altyapısı aracılığıyla işlenebileceği öngörülmektedir. PEF'in mevcut geri dönüşüm sistemleriyle uyumluluğuna ilişkin daha fazla araştırma yapılması ve özel geri dönüşüm teknolojilerinin geliştirilmesi, bu malzeme için döngüsel bir ekonominin sağlanması açısından çok önemli olacaktır. PEF'in geri dönüştürülebilirliğine ek olarak yaşam döngüsünün sonunda biyolojik olarak parçalanabilir olması da ek bir avantaj sağlıyor. Depolama alanlarında ve deniz ortamlarında uzun süre birikebilen PET'in aksine PEF, özellikle geri dönüşümün mümkün olmadığı durumlarda daha düşük uzun vadeli çevre kirliliği riski sunabilir. PEF'in biyolojik bozunma sürecinin, tam olarak tanımlanmamış olmasına rağmen, çevrede uzun süre kalan geleneksel plastiklerle karşılaştırıldığında çevreye daha zararsız olması bekleniyor. PEF yenilenebilir bitki kaynaklarından elde edildiğinden, bozunma sırasındaki çevresel etkisi daha az zararlı olabilir ve fosil bazlı plastiklere kıyasla mikroplastikle ilgili endişelerin daha az olmasına yol açabilir.